Yayınlar Category

Geleneksel Osmanlı estetiği, dış dünyanın bir öte gerçekliğin yansıması inancından hareketle, mimesisi dışlayan yansıma esasını temel alır. Mimesisi dışlayan yansımada ne mekâna ve ne de zamana yer olmadığından, kendi içinde mekân ve zaman yokluğunu yaşayan geleneksel estetik, mekâna dair olan perspektif ile tanışmasıyla değişime uğrar. Osmanlı estetiği, Batı estetiğinin belirleyiciliği altında geleneksel anlatı ile bağını tümüyle kopartmadan yeniden biçimlenir. Gelenekten moderne olan sürece ivme katan Cumhuriyet estetiğinde, real olan ile ideal olanın birlikteliği, ideolojik beklenti ile örtüşen sanat anlayışını ortaya çıkartır. Real olan ile ideal olanın birlikteliğinin amacı, ideale doğruRead More
“Düşüncelerini, eğilimlerinin, davranışlarını, alışkanlıklarının belirleyiciliğinden kurtaramayan insan özgür olamaz.” “Çoğunlukla, aptallar azimli ve sebatlı olur, zekiler olmaz. Bu yüzden nice zeki insan heba olup giderken ortalığı başarılı aptallar kaplar.” “Çoban davarı önüne katar; önder toplumu ardına alır. Hangi sürü daha uysaldır!” “Sevgili büyüdükçe, onu içine yerleştirdiğimiz dünya küçülür; dünyamız büyüdükçe sevgili küçülür.” “Kendimi araştırdığımda, hep başkasını buluyorum. Kendim bir kavşakta, üstünden başkaları geçiyor. Halis bir kendim yok mu? -Kendime başkaları bulaşmış, çıkmıyor.” “Yazıyı sevdim. Yıllarca baktım usta işi yazılara. Baka baka yazmayı öğrendim, her zanaatta olduğu gibi. Düşünmeyi de öyleRead More
Felsefe, temellendirici, gerekçelendirici, mantıksal uslamlamalı düşünce biçimindedir. Ama bu tarz her düşünce yapısı felsefe değildir. Örneğin tanrıbilim de aynı uslamlama yolunu izler. Fakat onun dayandığı, sorgulamadan kabul ettiği inançları vardır. Mantıksal uslamlama bunlardan sonra gelir, bunların üzerine kurulur. Benzeri biçimde felsefenin de ön-dayanakları, ön-varsayımları olduğu söylenebilir. Filozof bunları kanıtlamaya çalışmaz. Fakat bunlar, onun kendi varlığı, bu dünyanın varlığı, sözlerini kendi dilini kullananların belli ölçüde anladığı gibi basit kabullerinden başkaca şeyler değildir. Bu tarz nahif inançlar dışında filozofun karşısındakinden beklediği biricik şey, ergin ve sağlıklı tüm insanların ortaklaşa paylaştığı ustur, çelişmeRead More
“Satı Merdan’ın öyküleri savaşım öyküleri… İki anlamda savaşım var Denize Şiir Okumak ‘ta. İç içe girmiş iki savaşımın birinci halkası gerçekçilik savaşımı. Bu güzel savaşım gerçekçilikten kaçan öznelini nesnel sanan yazına karşı veriliyor. İkinci savaşım insan için veriliyor. Satı Merdan yapıtında bizim insanımızı anlatıyor. “Ahh! Şu kafam yok mu! Ahh! ’’ diye kafasını yumruklayan kadın, bizim kadınımız. Evlenmeyi geleceğin güvencesi görmenin yıkıntısı… İki kuruşluk ekmeğine göz dikilen çöp toplayıcıları… Saat 7.45’te servis aracı demir parmaklıklı fabrikanın önüne gelir… Sonra saat saat fabrikada olanları anlatır yazar… Düşle gerçeklik arasında çatışan küçükRead More
“Dağcı eğer tadına vararak tırmanmak istiyorsa sabahı güneşten önce yakalamalıdır. Yürüyorum. Yukarlara ağır ağır yükseldikçe ortalık aydınlanıyor. Doruk başımın hemen üstünde çağrısını yineliyor. Tırmanıyorum. Doruktayım. Gözlerimi kapatıp öylece duruyorum. O sırada her şey duruyor, her şeye uzağım ne bir zamandayım orada dorukta kendimi aştığım yerde yalnızca ben varım.”Read More
“Anıl Mericelli bundan otuz yıl kadar önce, bakınız neler demiş: ‘İnsan çevirmek istediği şiiri yeniden yazmak, yeniden yaşamak zorunda. Bu da büyük bir güç, büyük bir yetenek isteyen iş.” (Çağdaş İngiliz-Amerikan Şiiri, 1968, s8) “Meriçelli’nin bunca yıl sonra, çevirmek istediği bir şiiri yeniden yazması ve yaşaması yüreğinin büyüklüğü kadar, gücünün ve yeteneğinin büyüklüğüne de bir kanıt oluşturuyor.” Ahmet NECDET “Anıl Meriçelli’nin çevirileri, yıllardır şiirle uğraşmaktan gelen bir yatkınlık ve açık, yalın, çeviri zorlayışından uzak, temiz bir Türkçe’yle yapılmış.” Ahmet KÖKSAL “Dili iyi bilen ve bu iki ülkenin edebiyatlarını yakından izleyenRead More
“Anıl Meriçelli her şeyden önce şair. O nedenle çevirilerin özünü de şiirle yüklüyor.” Güngör GENÇAY “Yaşasın Kırmızı Kırmızı Bir Güldür Aşkım ile bize hiç tanımadığımız şairlerden… gönlümüzün şiir bahçelerine şiir fideleri diken Anıl Meriçelli.” Ruşen HAKKI “Anıl Meriçelli’nin çevirileri, yıllardır şiirle uğraşmaktan gelen bir yatkınlık ve açık, yalın, çeviri zorlayışından uzak, temiz bir Türkçe ile yapılmış.” Ahmet KÖKSAL “Çirozname ve Niçin Hüzün Dolu Gözlerin gibi başarılı şiir çevirileriyle edebiyatımızın kan basıncı artıyor.” Gökhan ERTENRead More
Söz insanın neresine dokunur? Gözün önünde duran işaret olarak söz neye işaret eder?  İşaretten işaret edilene hangi yollardan gidilir? Söz “bakılan” bir şey olarak nedir? Söz nasıl “resim” olur? Siz hiç duvarlarında tablo yerine sözler asılı bir galeriye gittiniz mi; hani sözleri okuduğunuzda resme bakar gibi olduğunuz? Bu kitap, kendi ölçülerinde böyle bir galeri olmak savında. Bu kitap, bir tür “resimler felsefesi” olmak isterdi. Onda çizilen ve her bir okurun gözünde yeniden çizilmeyi bekleyen soluk ya da canlı tüm resimler, ayrı ayrı yollardan gelmişlerse de belli bir kültür coğrafyasında buluşurlar.Read More
Kendi kafasıyla düşünen, kendi varoluşuna herhangi bir düşünce veya inanç ortaklığında destek aramayan kişi, bu tutumunun bedelini yalnızlıkla ödemeye hazırdır. Yalnızlık onun özgürlüğüdür. Felsefe yapılan her yerde özgür insanlar olmuştur. Filozof, başkalarıyla ortaklığı, ancak, kendi beninde gördüğü insanlıkta bulur. Yaşıyor oluşumuzdan, belli bir yaşama biçimine sahip olmamızdan ötürü felsefe yapıyorsak, yazdıklarımız yaşam sorunlarımızı karşılamalı, çözümlerini vermese de onlara tanıklık etmeli. Kendisiyle ilgilenmemizi isteyen bir toplumda ve bir dünyada yaşıyoruz. Öyleyse bakışımızı, her şeyden önce, kendi toplumumuza çevirmeliyiz, dünya bütününü gözardı etmeksizin. Ne olduğunu kendi adının söylediği felsefe, yani bilgelik sevgisi,Read More
  çocukluğunu yitirme yüce dağlarda yalnızdır kelebekler oynamayı unutma fırtınanın ardından nasıl olsa dinginlik gelir                  Read More