Felsefe-Araştırma Category

  “Bu yapıt insanı silkeleme yapıtıdır. Buna tokatlamak da diyebilirsiniz. İnsanın kendine gelmesi, kendisiyle hesaplaşması zorunlu. Bu ülkede, dahası bu dünyada tatsız olan ne varsa, bunun sorumlusu sensin. Paçavrası çıkmış bu dünyada, daha iyi bir yere çıkmak için kendini paçavraya çevirtme. Bu yapıt paçavralara uyarıdır…” Cengiz Gündoğdu   “Cengiz Gündoğdu’nun yeni kitabı “AYDINLANMA İÇİN KALKIŞMA”yı okuyorum. Cuma akşamı İnsancıl’da kitabın matbaadan gelişini bekledim ve ilk okuru olmak için ilk paketin içinden ilk kitabı aldım. Cengiz Gündoğdu 50 yıllık yazarlık ve hocalık yaşamından süzülen deneyimlerle homo sapiens’in neden aklını kullanan, sorunlarıRead More
“Türkiye’de roman dendikte, kimi kişiler bu romanları özetlemişler… bu özete romandan bir parça eklemişler… Özet, bir romanı var kılan öğe değildir. Türkiye’de özneler, roman denilen varolanla karşı karşıya gelmişler, ama romanı gerçekten var kılamamışlardır. Türkiye’de yazın için bir yıkımdır bu. Ben, bunu söyledim hep. Yazılarımla… söyleşilerimle bilgi verdim insanlara… Özetçiler aldırmadılar… özeti sürdürdüler… Bilgisizliğin… sorumsuzluğun yıkıntıları içinde sürüklenen romana ne yapmalıydı, roman nasıl var kılınmalıydı… Bu, bir romanı var eden öğelerin ortaya çıkarılmasıyla olanaklı olur. Her sanat yapıtı nesnelerin estetik biçimlenmesiyle oluşur. Bu, roman için de böyle. Bir romanın varRead More
  Ama şu bilinmeli. Gerçekçi öykü, gerçekçi roman yazmak için bunlar yeterli değildir. Yazarda gerçekliği derinden kavrama gücü, sağlıklı tür bilinci, bir de düş gücü olmalıdır. İkinci amaç okurlar için. Türkiye’de okur, bir romanı, bir öyküyü değerlendirecek ölçütlerden yoksundur. Dolaysız algılama, hoşlanma yetisi yeterlidir okur için. Oysa hoşlanma estetik bir değer değildir. Hoşlanan okurla, hoşlanılan romanlar, öyküler yazan yazar, bu okur-yazar ilişkisi Türkiye’de yazını estetik değerden düşürmüştür. Bu yapıt, Türkiye’de yazını estetik değerden düşüren okur-yazar ikilisine karşı estetik kalkışmadır.”                Read More
Baha Çıktakoğlu –Yeni Gökler Bekler Seni (Şiir) “Yeni Gökler Bekler Seni” bir ilk kitap. Baha Çıtakoğlu’nun ilk kitabı damıtılmış şiirlerden oluşuyor. Yaşamdan şiir süzmek zaman alıyor. Uzun yıllar boyunca şiir yazmayı sürdüren Baha Çıtakoğlu şairlik yolunda yürümeye karar verse de kitabı yayımlansın diye acele etmedi. Şiirleri sanki zamanın içinde sınavdan geçti. Zamanın içinde birikti sözcükler. Baha Çıtakoğlu sözcükleri biriktirdikçe damla damla oluşturdu şiirini. Ölçe biçe sözcükleri, dizeleri koklaya koklaya, yanlış yapmaktan korka korka ördü şiirlerini.”   Korkut Köseoğlu – Karganın Yolu (Deneme-Eleştiri) ‘Bu yapıtta okuyacağınız ‘Edebiyat ve İnsan’ adlı yazısının bir yerindeRead More
Çok gezen mi bilir çok okuyan mı? Ne yalnızca çok gezen ne de yalnızca çok okuyan bilir. Bilmek için çok gezmenin yanında çok da okumak gerekir. Çünkü gezmek bir uygulamaysa okumak onun kavramıdır. Uygulama, deneme yanılmayla değil de önceki deneme yanılmaların, deneyimlerin sonucu olan kuramla gerçekleşirse daha başarılı olur. Örneğin, bir yeri gezmek sözkonusu olduğunda yalnızca o yere ilişkin yazılanları okumak o yeri tanımayı sağlamaz. Aynı biçimde o yere ilişkin hiçbir şey okumadan o yeri gezmek bakan kör gözlerle dolanmaktır. Bir kenti gezmekse en zorudur. Çünkü kentler iktisat, kültür, sanat,Read More
  “Bu yapıtta okuyacağınız Edebiyat ve İnsan adlı yazısının bir yerinde şöyle der, Korkut Köseoğlu. ‘Burjuvazi, bireyi koruma yalanıyla insanı iyice yalnızlaştırdı.’ Doğru bir saptamadır bu. Ama ben bu saptamayı değil de, bu doğruyu görebilmeyi önemsiyorum. Korkut Köseoğlu bu doğruyu gören gerçekçi bir yazardır.                                                                                 … Böyle dönemlerde gerçekçiliğe, ekmek kadar, suRead More
  “Neşe Baştürk hem yazılarında, hem söyleşilerinde temel insani sorunları da irdeliyor. Şu sorusu son derece önemli. “… neye güleriz, neden güleriz.” Bu soru insanın kültür birikiminin notudur. Neşe Baştürk yanlış gülündüğünü düşünüyor.   Yanlış gülüş, yabancılaşmayı akla getirir. Yabancılaşan insanın, gülmemesi gerekenlere gülmesi bundan haz alması, sanatın dönüştürücü gücünü akla getirir.   Neşe Baştürk’ün yazılarında insan var. Yazar, yaşadığı toplumdan koparmadan anlamlı sorular soruyor insana.   İnsani değerlerin yerle bir edildiği böyle bir dönemde insana sesleniştir bu yazılar. Kendine gel. Gülmemen gerekene gülme… Yabancılaşmanı kır.   Şunu bilmeliyiz. İnsanaRead More
“Düşüncelerini, eğilimlerinin, davranışlarını, alışkanlıklarının belirleyiciliğinden kurtaramayan insan özgür olamaz.” “Çoğunlukla, aptallar azimli ve sebatlı olur, zekiler olmaz. Bu yüzden nice zeki insan heba olup giderken ortalığı başarılı aptallar kaplar.” “Çoban davarı önüne katar; önder toplumu ardına alır. Hangi sürü daha uysaldır!” “Sevgili büyüdükçe, onu içine yerleştirdiğimiz dünya küçülür; dünyamız büyüdükçe sevgili küçülür.” “Kendimi araştırdığımda, hep başkasını buluyorum. Kendim bir kavşakta, üstünden başkaları geçiyor. Halis bir kendim yok mu? -Kendime başkaları bulaşmış, çıkmıyor.” “Yazıyı sevdim. Yıllarca baktım usta işi yazılara. Baka baka yazmayı öğrendim, her zanaatta olduğu gibi. Düşünmeyi de öyleRead More
Felsefe, temellendirici, gerekçelendirici, mantıksal uslamlamalı düşünce biçimindedir. Ama bu tarz her düşünce yapısı felsefe değildir. Örneğin tanrıbilim de aynı uslamlama yolunu izler. Fakat onun dayandığı, sorgulamadan kabul ettiği inançları vardır. Mantıksal uslamlama bunlardan sonra gelir, bunların üzerine kurulur. Benzeri biçimde felsefenin de ön-dayanakları, ön-varsayımları olduğu söylenebilir. Filozof bunları kanıtlamaya çalışmaz. Fakat bunlar, onun kendi varlığı, bu dünyanın varlığı, sözlerini kendi dilini kullananların belli ölçüde anladığı gibi basit kabullerinden başkaca şeyler değildir. Bu tarz nahif inançlar dışında filozofun karşısındakinden beklediği biricik şey, ergin ve sağlıklı tüm insanların ortaklaşa paylaştığı ustur, çelişmeRead More