Posted On Kasım 6, 2015 By In AnaSayfa With 526 Views

Kasım 2015 sayımız… İnsancıl 26 Yaşında

1          Baki Çıtakoğlu – İnsan Olmak (Şiir)2015_11_insancil
 
2          Betül Çotuksöken – Felsefenin Gör Dediği: Etiğe Dayalı Siyasetin Gerekli ve Yeterli Koşulları Üzerine
Toplumsal ahlakın çokça biçimlendirdiği gelenekleri de yine bireyler, davranışlarından çoğun, öncesini, sonrasını pek de düşünmeksizin, düşünmeden hayata geçirirler. Öyleyse tam da burada yapıldığı gibi, her şeyden önce toplumsal ahlakı sınırları bakımından belirlemek gerekmektedir.
 
6          Hüseyin Kandil – Sennur Sezer’in Anısına (Şiir)
 
7          Sennur Sezer – Ben Kimim?
Baştan deneyelim.
Babam, Devlet Demiryollarında teknik elemandı. Onun babası Dudullu’da ağa denecek ölçüde zengin bir çiftlik sahibi. Babaannemin üstüne evlenince, babaannem onu terk etmiş. Babam belli bir yaşa (14-15) kadar babasının yanında ırgat olarak çalışmış. Babasının öteki ırgatlara ders olsun diye vurduğu bir kamçı sonunda kaçmış annesinin yanına.
 
9          Tahir Şilkan – “Şiirin ve Umudun Yorulmaz İğnesi” Sennur Sezer
Sennur Sezer şiirinde ve yazılarında, söyleşilerinde ve konuşmalarında, tüm halkların kardeşliğini, eşitlik ve özgürlüğü, sömürüsüz bir dünya özlemini, emeğin haklarına kavuştuğu bir dünyanın savunusunu “slogancı bir dil ve anlatıya düşmeden” anlatmaktadır. Sennur Sezer, şiirlerinde ve yazılarında; aşkı, sevdayı, acıyı, hüznü, insanın bütün hallerine ilişkin her şeyi anlatmış ve anlatmaktadır.
 
11       B. Sadık Albayrak – Sennur Sezer: Gökteki Umudun Yerdeki Emeğin Korkusuz Şairi
Emekçilerin barış yürüyüşünde meydanları kana buladılar; Sennur Sezer, emekçilerin daha özgür bir yaşam için yürürken dökülen kanlarını bize daha önce yazmış ve hep anımsatmıştı. Çünkü yaşamın geliştirilmesinin insanlık tarihindeki zorlu savaşımlarını biliyordu. Bu savaşımın içinde yaşamıştı, safını seçmişti. Bu bilinç ve seçimle, Sennur Sezer’in şiiri, insana tarih bilinciyle bakar; bugün sömürülen emekçiyle binlerce yıl önce Mısır’da piramitleri inşa eden işçi arasındaki ortaklığı gösterir.
 
14       Asım Öztürk – Yaşamayı Sevdim (Şiir)
 
15       Berrin Taş – Hep Yolda
                5 Ekim 2015
Yalın dille yazılmış bir kitabı anlayabilmek için birikimle bakabilen bir göz gerekiyor. “Aydınlanma İçin Kalkışma” okuyanın bilincinde neler uyandırıyor. Beki de irdelenmesi gereken budur. Her okuyan kendi birikimiyle kitapla karşılaştığında kendine ilişkin kimi sonuçlar çıkarıyorsa kitap amacına ulaşmış sayılabilir.
Hiç etkilenmeyenin daha çok keçi boynuzu yemesi gerekiyor.
 
20       Atila Oğuz – Likya Güneşi Sarpedon (Şiir)
 
21       Coşkun Özdemir – Oktay Akbal: Yitirdiğimiz Büyük Yazar
Sevgili Oktay Akbal ile 50 yıllık bir dostluğun anılarını taşıyorum. Bir büyük yazarı, büyük aydınlanmacı ve cumhuriyetçiyi kaybettik. Onu iki büyük yaratıcı insan, Nail Çakırhan ve Halet Çambel’in yattığı mezarlığa Akyaka toprağına bıraktık bir ağustos sıcağında. Bu güzel belde toprağının zenginlik kazandığını düşünüyorum.
 
23       Aylin Yıldız – Gece Şiirler Sevmek (Şiir)
 
24       Temel Demirer – Giden(lerin) İki(sin)den Kalan(lar)
13 Nisan 2015 günü, dünyanın iki ayrı köşesinden iki yazarı aldı götürdü. İki çok yönlü entelektüel, Uruguaylı Eduardo Galeano ile Almanyalı Günter Grass, artık yoklar. Onlar art arda hayatlarını kaybederken; John Berger’in Galeano için dediği gibi, Onlar yalanların, kayıtsızlığın, unutkanlığın düşmanlarıydılar.
Galeano ile Grass, kendi ülkeleri ve coğrafyalarında ve ötesinde, yazılarıyla, düşünceleriyle,
“geçmişle yüzleşme” konusunda önemli rol oynamışlardı; hele Galeano, Latin Amerika’nın vicdanı
olarak anıldı.
 
27       Yusuf Çotuksöken – Ağlama ve Ağlatma Edebiyatı (Deneme)
Yaşamımız, başından sonuna değin tam anlamıyla bir ağlama ve ağlatma edebiyatına döndü. Aslında dün de böyleydi, bugün de böyle, sanırım yarın da böyle olacak…
Nasıl mı? Görelim bakalım.
 
29       Abdurrahman Koç – Haiku Şiirler
 
32       Mehmet Aslan – Işığı Arayan Adam: Mehmet Aydın
Mehmet Aydın, 4 Mart 1923’te Afyon’un Bayat bucağında doğdu. İlkokulu, ortaokulu, liseyi zorlu engelleri aşarak Afyon’da okudu. İstanbul’da Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1948’de bitirdikten sonra, “ülkemizin herhangi bir yerinde görev” ister. Sırasıyla; Kayseri-Pazarören Köy Enstitüsü, Kars-Cılavuz Köy Enstitüsü, Erzurum-Pulur Köy Enstitüsü, Çanakkale Öğretmen Okulu, Bursa Eğitim Enstitüsü, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü, Konya Selçuk Enstitüsü’nde çalışır. 1980’de kendi isteğiyle emekliliğini ister. Emekli olduktan sonra boş durmaz.
 
36       İnci Derinde – Kan Kırmızı (Şiir)
 
37       Hasan Akarsu – “Son Roman”
Yazar Zafer Berke, “Yeni Zaman” (2004), “Bambaşka Günler” (2009) adlı öykü yapıtlarıyla tanınır. “Son Roman” yeni yapıtı olup kent yaşamından kesitleri kapsar. Güzel bir kıza tutulan gencin sevdiğini arayışı konu edilir. Anlatıcı, bu arayışın romanını, Büyülü Yüz’ü yazıp yayınevine teslim eder ve olumsuz yanıt alır.
 
39       Hasan Çapik – Kendisinin Korkağı (Şiir)
 
40       Taylan Kara – Okuma Yazmanın Izdırapları: İnsan, Karnından mı İbarettir?
Bu kitapta yeni bir şey yoktur. Okura, “yeni” sıfatından tank ve postal zoruyla kovulmuş “eski”yi anlatmaktadır. Aslında hiç de yeni olmayan “yeniye karşı henüz eskimemiş” eskiyi anlatır.
Doğru olmayan yeniye karşı, yeni olmayan ve tükenmemiş doğruları yazmaktadır. Gerçekçi edebiyatta, bir doğruda durma, doğruda kalma, doğrudan geriye düşmeme ısrarıdır.
 
42       Haydar Ali Albayrak – Mahalleye Dönüş mü Masallara Kaçış mı?
Yazıya iki nedenle bu tür bir giriş yapma ihtiyacı duydum. Yazının konusu Bana Masal Anlatma filminde annenin bir türlü kopamadığı televizyon top oynayan çocukların kale direği oluyordu. Bu sahneden bir hesaplaşma açıldığı kanaatindeyim. Yanı sıra karşımızda bu ilişkinin cisimleştiği; adlarını sık duyduğumuz Onur Ünlü, Burak Aksak ve Selçuk Aydemir gibi izleyici kitlesini dizilerden tanıyan, devşiren, kemikleştiren yönetmenler var.
 
47       Bize Gelenler
48       Fehim Yurdal – Şaşkın (Öykü)
Güneş yükselmiş, ışınlarını cömertçe, yapraklarını döken meyve ağaçlarına, kuru toprağa, çatılara saçıyordu. Uzaklardan gelen motor sesleri balıkçıların denize açıldığını bildiriyordu. Pat pat sesleri git gide arttı, sonra hafiflemeye başladı. Bir süre sonra her şey sessizleşti. Artık yalnızca kuşların sesleri duyuluyordu. Serçelerin kimi daldan dala konuyor, kimi yerde yiyecek bir şeyler arıyordu. Bir tanesi Şaşkın’ın uyuduğu yerdeki bir ekmek parçasını gözüne kestirmişti. Önce çevresinde sekerek dolaştı, uyuduğundan emin olunca usulca geldi, ekmeği kaptı, uçtu gitti.
 
52       Mustafa Günay – Uluğ Nutku’nun Bilgi ile Bilgeliği Buluşturması
Bu yazıda Uluğ Nutku’nun felsefe çalışmalarında karşımıza çıkan önemli kavramlardan biri olan sorumluluk hakkında durmak istiyorum. Nutkunun bilgi-değer-eylem ilişkisi çerçevesinde ele aldığı sorumluluk kavramından yola çıkarak, bilgi ile bilgeliği buluşturmaya çabaladığını ve çağımızın temel sorunlarını anlamaya ve çözüm bulmaya yöneldiğini söyleyebiliriz.
 
55       İnsancıl’a Mektup
57       Cengiz Gündoğdu – Yıldız Güncesi
                3 Eylül Perşembe
Bütün bunları şunun için yazdım. Barış hareketi, ‘Gel surdan şuraya yürüyelim, gel bi bildiri yayımlayalım’ dercesine sıradanlaştırılacak bir hareket değildi.
Dünyanın en büyük beyinleri bu uğurda uğraş verdiler. Başarılı olamadılar.
Barış hareketi belirli ilişkilerden koparılıp soyut olarak ele alınamaz. Alınmamalı. Silah üreticileri… silah tüccarları… halkların sömürülmesi…
Bütün bunlar savaşın yatakları…

Bir Cevap Yazın