Posted On Ağustos 3, 2014 By In AnaSayfa With 662 Views

İnsancıl’ın Ağustos 2014 sayısı çıktı…


2014_08_insancil
 1             Yekta Güngör Özden – Olur (Şiir)
 
2             Çetin Veysal – Yaşam Tarzı Olarak Demokrasi ve Kentin Özerkliği Üzerine
Bu başlıkta bir konunun kitlelerce anlaşılmasına kimi engeller söz konusudur. Kültür endüstrisi ve dogmatik eğitimin yarattığı sonuç olarak bu durum, insanların anlama gücünün ve eleştiri yetisinin budanmış olmasıdır ve asıl sorunu bu konulaştırma oluşturmaktadır. Özgürce karar verme gücüne sahip olmayan bireyler ve kitlelerin anlama yetisinin eksikliğine dayanan bu sorun, elbette anlaşılamaz olarak kalır. Kitlelerin özgürlükle karar verme yetilerinin gelişmesinin olanaklarının olmadığı koşullardan beslenen bu sorun, her geçen gün yayılarak varlığını güçlendirmektedir. Demokrasi ve özgürlüğün yeşermesinin olanaklarının kısıtlanarak, gelişmesine fırsat tanınmayan zeminlerde, demokrasi, özerklik ve halkın iradesinin tecellisi görünür olamamaktadır.
 
6             Ebru Gonca Barut – İnsanca (Karikatür)
 
7             Mehmet Aydın – Emekçilerle Söyleşi (Şiir)
 
8             Ahmet Say – Ben Kimim? – 3
Kimi insanların kendinden bahsederek atıp tutmasından hiç hazzetmem. Çaktırmadan, “Ben şöyleyim, böyleyim.. ben bunu yaptım, şunu yaptım..” anlamına gelen sözler, övünmeye girer. Kendini öven gevezelerden hayır geldiğini görmedim. Varsa işe yarar tarafın, bırak başkaları söylesin! Neyleyim ki, kendini reklam etme utanmazlığı, bizde çok yaygın.
 
12           İbrahim İspir – Oluruz (Şiir)
 
13           Berrin Taş – Hep Yolda
                10 Temmuz 2014
Güncel mücadele olgulara bağımlıdır. Güncel olaylar bu mücadeleyi belirler. Toplumda olagelenler karşısında duyulan bir tepkinin yansımasıdır. Tek tek her olgunun ele alınarak çözümlenmek istenmesi umarsız bir çabadır. Öncelikle bu çözümün gerçekleşebilmesi için gerekli koşulların oluşturulabilmesi gerekir. Bu koşullar oluşturulmadıkça güncel mücadele toplumsal mücadeleyle buluşamaz. Toplumsal bir mücadele vermeden sürdürülen güncel çırpınışlar boşa kürek çekmektir.
 
19           Zeynep Yağmur – Geceyi Dinliyorum (Şiir)
 
20           Nurşen Aydoğan – İnkılap Kitabevi Kızılbaşlara (Alevilere) Saldırmayı Yirmibirinci Yüzyılda da İnatla Sürdürüyor
A harfiyle başlıyor Voltaire,
A-“ABRAHAM” “İBRAHİM” sözcüğünü incelerken 2 nolu dipnotu okuyoruz. MEB Yayınları’nda “inceste”** , (**Yakın akrabalar arasındaki yasak evlenmeler, ilişkiler) olarak açıklanan sözcük İnkılap Kitabevi yayınlarında “kızılbaş” olarak çevirilmiş. Bir anlık suskunluk, içimde şaşkınlık, isyan duygusu.
 
22           Korkut Köseoğlu – Aile Çay Bahçesi
Yekta Kopan, yeni kitabı Aile Çay Bahçesi’yle ilgili bir söyleşide, yazın türleriyle ilgili soruya şöyle yanıt vermiş “Kitapların çerçeveler içine oturtularak değerlendirilmesinden hoşlanmayan birisi olarak, yazma eyleminde de olabildiğince bu kalıplardan uzak durmak istiyorum. Benim için ‘kurmaca’ ve ‘kurmaca dışı’ metinler var.” Bu kurmacanın ne olduğunu merak edip kitabı okumaya karar verdim. Kitabı alınca baktım, kapağında roman olduğu yazıyor. Okuduktan sonra görüşlerimi yazmak istedim.
 
24           İsmet Alıcı – Unutma (Şiir)
 
25           Coşkun Özdemir – Köy Enstitüleri
Tabii o benzersiz eğitim kurumları, Köy Enstitülerini de çok andım. Bunlar birer aydınlanma odakları idiler. Doğaldır ki tutucular bu ikisinden de hiç hoşlanmadılar, İlk fırsatta harekete geçtiler. Önce o eşsiz insan, büyük eğitimci Hasan Ali Yücel harcandı. Çok partili düzene adım atacağımız günlerde doğunun güçlü ağası Kinyas Kartal, gelip Cumhurbaşkanı İnönü’ye; “paşam bu okulları kapat yoksa doğudan oy alamazsın” demiştir. Milli şefin bu baskılara karşı tutumu tartışma konusudur.
 
27           Mustafa Göksoy – Ada (Şiir)
 
28           B. Sadık Albayrak – Hamdi Koç’un “Çıplak ve Yalnız” kitabı üzerine bir inceleme – 1 / Ölü Yazıcılar
Ailesinin adına koyduğu ödülü vererek, insan ve yaşam sevgisiyle dolu bir yazarın, Orhan Kemal’in adını, eğer duyabiliyorsa bütün sevgisini ve övgüsünü kitabında ölülere, hayaletlere, topraktan çıkan iskeletlere yöneltmiş bir yazarla buluşturması bunu bir görev haline getiriyor. Hamdi Koç’un “Çıplak ve Yalnız” adlı romanına, aralarında, edebiyatımızda gerçekçi ve insani duyarlıklar taşıyan seçici kurul üyelerinin de bulunduğu bir toplulukça Orhan Kemal ödülü verilmesi 599 sayfalık tatsız bir kitabı okumak zorunda bırakıyor.
 
33           Mürvet Yıldız – Ayamama Deresi (Şiir)
 
34           Baha Çıtakoğlu – İnsancıl Atölyesi’nde 1 Mayıs Şiirleri ve Şiirlerle Nazım Hikmet
1 Mayıs 2014 günü Taksim yine işçilere kapalıydı. Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş… polis kuşatması altındaydı İstanbul. İktidar, işçilerin, sendikaların, emekten yana hiçbir örgütlenmenin Taksim’e girmesine izin vermedi yine. Bu yüzden, Berrin Taş’ın önerisiyle İnsancıl emekçileri olarak 1 Mayıs’ı, 17 Mayıs günü İnsancıl Atölyesi’nde şiirlerle kutladık. Hepimizde 13 Mayıs 2014 günü Soma’da yaşanan maden faciasının burukluğu vardı. Bu iş cinayetinde resmi rakamlarla 301 işçimizi yitirmiştik. 1 Mayıs şiirlerini okurken aklımızda hep Somalı madenciler vardı.
(…)
Geçtiğimiz yıl, ölüm yıldönümünde Nazım Hikmet’i Atölye’de anmak istemiştik. Mustafa Tabak arkadaşımla da kolları sıvamıştık açıkçası. 3 Haziran, Gezi direnişi günlerine denk gelmişti. Atölye’de anamadık Nazım’ı. Daha doğrusu, duyurduğumuz etkinliği iptal ettik. Katıldık Taksim Gezi Parkı’ndaki Nazım anmasına. Bu yıl, ölümünün elli birinci yılında, Nazım Hikmet’i yine şiirleriyle anmak için İnsancıl Atölyesi’ndeyiz.
 
41           Rasim Demirtaş – Gemlik’te Güneş (Şiir)
 
42           Güler Alkan – Maksim Gorki’nin “Bir Kere Sonbaharda” adlı öyküsünün irdelenmesi
 
Bir sonbaharda, anlatıcının başına, can sıkıcı bir iş gelir: Yabancı olduğu bir kentte parasız kalır. Başlangıçta, üzerinde para edebilecek şeyleri satarak kentin liman bölgesine gider. Yaz mevsiminin tersine, hiçbir etkinliğin görülmediği liman bölgesi sessizdir. Aylardan ekimdir. Açlığını gidermek, bir yiyecek kalıntısı bulmak umuduyla çevrede ağır ağır dolaşır. Bir yandan da tokluk hayalleri kurarak karın doyurmanın güzel bir şey olduğunu düşünür.
 
46           Berivan Kaya – Lilith’in Diyeti (Şiir)
 
48           Barış Akkurt – Anadolu Dergileri
Eğer yeterli sermayesi olan bir yayıncı değilseniz, edebiyat dergiciliği yapmak kıldan ince kılıçtan keskin sırat köprüsünü geçmeye çalışmak demektir. Peki edebiyat dergisi çıkarmak için sermaye dışında ne gerekir? Her şeyden önce edebiyata yönelik iştiyakınız olacak, var oluşunuzun yansısını güçlü bir şekilde görmek isteyeceksiniz, organizasyon yeteneğiniz güçlü olacak, dergi düzenlemeleri ve teknik işlerde başarılı olacak, derginin devamlılığı için dergi katılımcılarına telif ödememeyi başarabileceksiniz. Bunun yanı sıra derginin tanıtımı, dağıtımı ve abonelik işleyişini düzenleyebilecek bir donanıma sahip olacaksınız. Ve elbette ürettiğiniz yayın edebiyat adına dikkate değer bulunacak. Bu zorlukları aşma çabasını Anadolu edebiyat dergilerinin varoluş deneyimlerinde ağırlıklı olarak görüyoruz.
 
54           Müşir Kaya Canbolat – Karacaoğlan Der ki
İşçi ve emekçi sınıflarımız devrimci şairlerimizin ürünlerini, mücadelenin her aşamasında gerçekçi ve coşkulu şiirleri ile ön saflarda yer aldığını çeşitli örnekleriyle görüyor ve biliyoruz. Halk ozanları da yaşadıkları dönemin özelliklerini yansıtmak açısından usta şairlerden geri kalmazlar.
 
55           Meryem Fehime Oruç – Tane Tane kaç Tane (Öykü)
Ne! Duymadım ey Okumuş? Çok mu açık konuşuyorum. Demek bulmaca seversiniz. Tamam.
Alın size bulmaca: Başın, bakanların millet; işçilerin tane olduğu yer neresi?
Demek aklınıza bir şey gelmiyor?
Bir ipucu mu? Vereyim: Ölüsü dirisinden pahalıdır. Sizce o kimdir?
Ayrıntılı mı anlatayım ey Okumuş? Besinsizliğin ufalttığı bedeni birçok işçilerden farklıydı.
 
56           Molla Demirel – Yaralı Ceylan Bakışlım  (Şiir)
 
57           Cengiz Gündoğdu – Yıldız Güncesi
30 Haziran Pazartesi
Kimileyin böyle olur… hiç beklemezsin ama olur. N’olduğunu anlatabilmem için Atölye katılımcılarıyla ilgili kısa bilgi… Kimi katılımcılar coşkuyla başlar seminere, sonra bir bakarsın, sessizce çeker gider.
Neden gider, sorun nedir bilemezsin. Kimi uyduruk nedenlerle gider.

Bir Cevap Yazın