Posted On Mayıs 1, 2013 By In Dergi With 588 Views

İnsancıl’ın Mayıs 2013 sayısı çıktı

mayis kapak 21 Mustafa Göksoy – Çağlayan Kırmızı Kaşkol (Şiir)

2 Yener Orkunoğlu – Hegel Felsefesinde Yöntem ve Sistem Sorunsalı – II

Lenin sonrası dönemde Marksist hareket içinde Hegel felsefesine farklı yaklaşımlar göze çarpar. Sovyetler Birliği’nde, felsefi konuda önemli bir tartışma yaşanır. Bu tartışmada öne çıkan iki isim Deborin ve Buharin’dir. Deborin daha çok Diyalektik ile ilgilenirken Buharin esas olarak Tarihsel Materyalizm konusu üzerinde yoğunlaşır. Bu tartışmada Deborin diyalektiğe, Buharin ise mekanik materyalist eğilimlere yakın ve yatkın olan düşünürler olarak ilgimizi çekmektedirler. Deborin ve Buharin, her ikisi de Georg Lukacs’ı eleştirirler. Ne var ki, 1930’lu yıllarda Deborin Sovyetler Birliği’nde felsefi çevreler tarafından eleştirilmeye başlanır. Deborin, felsefeyi siyasetten ayırmakla suçlanır. Sonuçta da Deborin’in felsefesinin idealist nitelikte olduğu ileri sürülmüştür.

12 Cafer Yıldırım – Soru (Şiir)

13 Kemal Ateş – Ben Kimim?

“Nerelisin?” dediklerinde çoğu zaman muzipliğim tutar, karşımdakini küçük bir müzik sınavından geçiririm. Bazı türkü adları veririm onlara, Zahide’m, Sarı Yazma, Acem Kızı vb. Bu türküler nerede doğduysa, ben o topraklarda doğdum, derim. Bozlak ve ceviz diyarı Kaman’ın (Kırşehir) Savcılı Ebeyit köyünde dünyaya geldim. Çağdaşlığın yerel olanı, bir başka deyişle modernitenin otantik olanı dümdüz ettiği bir dönemde ortaya çıkan Abdal müziğinin efsane isimleri Muharrem Ertaş’ı, Çekiç Ali’yi, Neşet Ertaş’ı evlerimizde konuk ettik, kalabalık düğün odalarında ezilme pahasına onlara kulak verdiğimde dört-beş yaşındaydım.

18 H. Tuğrul Atasoy – Yanıt Yerine / Bırak Gururu (Şiirler)

19 Korkut Köseoğlu – Gerçekçiliğe Katkı / Yakup Kadri’de Gerçekçilik

Kapitalizmle sorunu olan, insani bir düzeni isteyen herkesin öncelikle gerçekçi yazına önem vermesi gerekir. Herkes siyasi-ekonomik çözümlemelerle ilgilenmeyebilir. Ama her gün karşılaştıkları kültür dünyasının ürünleriyle karşı karşıyadırlar. Bu alanda Güzel’in ne olduğunu anlamaya, seçmeye çalışırlar. Neyin güzel olduğunu belirlemek aynı zamanda yaşamın yönünü, ereğini gösterir. Güzel üstünde yapılan kavga aslında siyasi bir kavgadır. Siyasetle kültürün ayrı alanlar olduğu yönündeki anlayış burjuvazinin yalanıdır. Yaşamı parçalı göstermek burjuvazinin isteğidir.

21 Berrin Taş – Hep Yolda

14 Mart 2013
8 Mart bir kutlama değil. Birkaç yıldır nedense 8 Mart’ın algılanmasında bir sorun oluştu. Anma olmaktan çıktı 8 Mart, sokaklara çıkıp rahatlamanın adı oldu. Kutlayalım elbette. Kutlanacak bir neden olmalı öncelikle. Yıl boyunca kadın sorunlarının çözümüne katkı sağlayabilecek hiçbir girişimde bulunmadan 8 Mart’ta zincirlerinden boşanmış bir taşkınlıkla sokaklara dökülmek yetersiz kalıyor.

25 Maksut Koto – Yanım (Şiir)

26 Nazım Hikmet Şiiri (İnceleme) – Çarşamba Şiir Kümesi

Çarşamba şiir kümesinde Nazım Hikmet’in şiirleri irdeleniyor. Bu çalışma süreciyle Nazım
Hikmet’in şiirimize katkısını şiirleriyle gösterebilmeyi amaçladık. Berrin Taş yönetimindeki kümede Baha Çıtakoğlu, Burcu Turan, Burcu Metin, Mehmet Aslan, Nazlı Özgül, Neriman Çelik, Nurşen Aydoğan, Türkan Aydın’ın katılımıyla çalışmalar gerçekleştirildi.

Bu sayıdaki yazımız Nurşen Aydoğan’dan. Nazım Hikmet’in ilk şiirleri.

31 Ahmet Fazıl Göktuğ – Üzerlik (Şiir)

32 Deniz Demirdöğen – Stelyanos Hrisopulos Gemisi (Sait Faik Öykü İrdelemesi)

Böyle bir dünyayı ise denizle simgelemiştir Sait Faik. Trifon’un gözü, milyonlarca farklı canlının, büyüğü, küçüğü, akı, karası demeden bir arada yaşayan milyonlarca farklı canlının içinde olduğu denizdedir hep. Olanaklıdır böyle bir denize açılmak hatta okyanusu aşmak bile olanaklıdır. Soru işaretli bir geminin okyanusu aştığını duymuştur Trifon. Gemisinin kırmızı renkli bayrağının ortasına soru işareti koymuştur bu yüzden.

35 Ebru Gonca Barut – İnsanca (Karikatür)

36 Neşe Baştürk – Jokond ile Si-Ya-U (Tiyatro İrdelemesi)

Şair’in Moskova’da üniversite öğrencisiyken tanıştığı ‘gözleri badem, sözleri şirin’ arkadaşı Si-Ya-U’nun anısına yazdığı şiir, bir sahne yapıtına dönüştürüldü. Jokond’un aşkını, Zeliha Berksoy’un rejisi ve oyunculuğuyla bir modern destan olarak izledim. Nazım, devrimci Si-Ya-U’yu değil yalnızca, emperyalizme karşı mücadeleyi de anlatmış. Güçlü bir aşkla harmanlanan bir direniş destanıdır Jokond ile Si-Ya-U. Zeliha Berksoy derinlikli çözümleme yetisiyle, Nazım’ın yapıtını boyutlandırmış, şiirin devrimci söylemine uygun bir sahne kurmuş.

38 Duran Aydın – Gece Lekesi (Şiir)

39 Hasan Akarsu – Metin İlkin’in Öyküleri

Cumhuriyet devri öykücülerimizden Metin İlkin’in (22 Şubat 1932- 7 Şubat 1998) “Çocukluğumuz” adlı yapıtındaki öyküler ilgiyle okunuyor. Öyküleri tanıtırken, onun bir inceliğini unutamadığımı belirtmeliyim. İstanbul-Tepebaşı’nda düzenlenen TÜYAP’a taşradan gitmiştim. Beni tanıyıp giriş sırasını vererek arkalarda yerini aldığını anımsıyorum.

40 Bedriye Korkankorkmaz – Maria Grubbe ile Kadın ve Erkek Üzerine Ruhsal Çözümleme – II

Sevgili Gelecek, özgür ve zengin bir kadındım. Lüks hayatın ve mücevherlerin içinde yüzüyordum. Seyahate çıktım. Paris’te iken akrabam Sti ile birlikte oldum. İnsanın öğreneceklerinin yaşı yoktu. Yaraların insandan alacağı intikamı unutmasaydım Sti ile birlikte olmazdım. Onunla önce dost sonra sevgili olmuştuk.

44 Ebru Tutu – Yürümek Özlemi (Şiir)

45 Özden Özütemiz – Sabiha Sertel: İnatçı, Kararlı, Yılmaz Bir Aydın Kadın – II

İkinci Paylaşım Savaşı başlamıştır. İktidarı destekleyen gazetelerde, Türkçü-Turancı-Irkçı dergilerde hem Hitler Almanyası savunulmakta hem de ilerici ne varsa saldırılmaktadır. Irkçılar, Türkiye’yi Sovyetler’e karşı bir savaşa kışkırtmaktadır. Kimi önemli paşalar faşist Almanya ile dirsek temasındadır, kimileri de Almanya’nın doğu cephesini görmeye giderler.

50 M. Güner Demiray – Aydınlığı Kuşan (Şiir)

51 Hakan Gügercinoğlu – Borç (Öykü)

Bahadır Bey, sabahın erken saatlerinde bakkalın paslı, demir kepenklerini kaldırdı, acı bir çığlık sesi ıssız sokakta yankılandı. İçi ekmek dolu tahta bir kasayı, balyalanmış gazeteleri içeri sürükledi. Ekmeklerin üzerini boz bir örtüyle kapattı, gazeteleri sergiye dizdi. Rafları gözleriyle şöyle bir taradı. Çerezler, çikolatalar, şekerler, sakızlar; üst raflarda bisküviler, kekler; metal kaplar içinde salçalar, konserveler; yerde pirinç, şeker, bulgur çuvalları. Avucunu bulgur çuvalına daldırdı. Yüzünde çocuksu bir gülümseme bir an görünüp kayboldu.

56 Hasret Yeşilbaş – Kırmızı Yıllar (Şiir)

57 Cengiz Gündoğdu – Yıldız Güncesi

28 Mart Perşembe
Peki, bu, neden böyledir. Türkiye’de çocukların büyüdüğü evlerde, okuduğu okullarda, çalıştığı yerlerde demokrasi yoktur. Çocuk, demokrasi karşıtı bir zihniyetle büyür. Türkiye’de bir insanın demokrat zihniyeti elde edebilmesi için, kendini yeniden kurgulaması zorunludur. İşi mi yok bu halkın, oturup yeniden kendini kuracak… Böyle gelmiş, böyle gitsin der. Böyle gelsin gelecek. Ama bir gün böyle gitmeyecek…

Bir Cevap Yazın